Kudüs Turları

Çıkış Tarihi
KUDÜS TURLARI LİSTELENİYOR
  • Pegasus Hava Yolları İle Yarı Yıl Tatili Kudüs Turu

    Üç dinin kutsal kenti Kudüs... Kudüs İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik için kutsal kent olarak kabul edilmektedir. Hz. Muhammed (sav)'ın Miraça yükseldiği, Hz.…
    4 Gün
    Ucak
    690$
    kişi başından
    Detaylar
  • Thy İle Kudüs Turu

    Üç dinin kutsal kenti Kudüs... Kudüs İslamiyet, Hristiyanlık ve Yahudilik için kutsal kent olarak kabul edilmektedir. Hz. Muhammed (sav)'ın Miraça yükseldiği, Hz.…
    4 Gün
    Ucak
    750$
    kişi başından
    Detaylar


KATEGORİLER
SÜRE
TOPLAM FİYAT

KUDÜS TURU

Lut gölünün bulunduğu çukur alanın batısında ve bu alandan fay diklikleriyle ayrılmış olan Yahudiye platosunun dalgalı yüzeyi üzerinde kurulmuştur. Lut gölüne 24, Akdeniz kıyılarına kuş uçuşu mesafe olarak 52 km. uzaklıkta bulunan şehrin deniz seviyesinden yüksekliği Harem-i şerif’te 747 metredir.


Adı. Tarihi oldukça eski olan Kudüs şehrinin adının geçtiği bilinen en eski belge milâttan önce XIX ve XVIII. yüzyıllara ait Mısır metinleridir (IDB, II, 843; EJd., IX, 1379). Milâttan önce XIV. yüzyıla ait Tell Amarna mektuplarında şehrin adı Urusalim, Geç Asur metinlerinde Urusilimmu veya Ursalimmu, İbrânîce Masoretik metinde Yruşlm, bazan da Yruşlym biçiminde yazılmakta ve Yerûşâlayim, Eski Ahid’in Ârâmîce metinlerinde Yerûşâlêm şeklinde telaffuz edilmektedir. Grekçe Hierosolyma adı şehrin kutsallığını (hieros = kutsal) yansıtmaktadır. Latince’ye Jerusalem ve Jerosolyma olarak geçmiştir. Kudüs şehrinin Batı dillerindeki adı da Jerusalem’dir.

Kudüs şehrinin İbrânîce adı olan Yeruşalayim (Yeruşalem) iki ayrı kelimeden oluşmaktadır. İlk kısmı teşkil eden yerunun menşei ve mânası tartışmalıdır. Kelimenin “korkmak” anlamındaki yârê veya “görmek” anlamındaki râ’âhtan, hatta “sahip olmak, vâris olmak” mânasındaki yârâştan geldiği ileri sürülmüştür. Ancak “kurmak, tesis etmek” mânasındaki yârâhtan gelmesi daha muhtemeldir. Bu son görüşü benimseyen Saadia Gaon, Ahd-i Atîk’in Arapça tercümesinde İşaya’daki (44/28, 51/17) Yeruşalayim kelimesini “Dârüsselâm”, 40/2’deki Yeruşalayim’i ise “Medînetüsselâm” olarak çevirmiştir (DB, III/2, s. 1318). Kelimenin ikinci kısmını oluşturan şalayimin aslı şalem veya şalimdir. Bu kelimenin “barış” anlamına geldiği ileri sürüldüğü gibi Batı Sâmîleri’nde bir tanrı ismi olan Şulmanu veya Şalim’den geldiği de iddia edilmiştir. Şehrin orijinal adının Iruşalem olması ve “tesis etmek” mânasındaki yârâh fiil kökünden Iru ile milâttan önce II. binyılın ilk yarısında karşılaşılan ve Batı Sâmîleri’nde bir tanrı olan Şulmanu yahut Şalim kelimelerinin birleşmesinden oluşması daha muhtemel görünmektedir. Çivi yazılı metinlerde ur veya uru, İbrânîce’de ‘ir “şehir” demektir. Bu durumda Iruşalem “Şalim’in şehri” anlamına gelmektedir. Kudüs ilk dönemlerde ilâh Şulmanu veya Şalim’in ibadet merkezi olduğu, diğer taraftan eski Sâmî gelenekte bir şehrin o şehri kuran kişi yahut tanrının adıyla anılma geleneği bulunduğu için kelimenin “Şalim’in şehri” mânasına geldiği iddia edilmekte (DBS, IV, 898), “barışın şehri” (şalom = selâm) biçimindeki geleneksel yorumun hem etimolojik hem tarihî yönden hatalı olduğu ileri sürülmektedir (IDB, II, 843). Tell Amarna mektuplarında şehir Betşalem (Şalem’in evi) şeklinde anılmaktadır.

Kudüs şehri Moriya (Moriah, II. Tarihler, 3/1), Yebus (Hâkimler, 19/10), Sion, Dâvûd’un şehri (II. Samuel, 5/7, 9; I. Tarihler, 11/5, 7) ve Ariel (İşaya, 29/1) gibi isimlerle de anılır. Öte yandan buraya şehir, adalet yurdu (Yeremya, 31/23), inananlar şehri, barış şehri, doğruluk şehri (İşaya, 1/26), Allah’ın şehri (‘ir Elohim; Mezmur, 46/4), orduların rabbinin şehri (‘ir Yahveh şebâôt; Mezmur, 48/8), mukaddes şehir (‘ir haqqodeş; Nehemya, 11/18) gibi isimler de verilmiştir (DB, III/2, s. 1319; EJd., IX, 1379). Şehrin Arapça’daki adı olan Kuds’ün bu son isimden geldiği belirtilmektedir.

Müslümanlar da şehre çeşitli isimler vermiş olup bunların başında “bereket, mübarek olmak” anlamına gelen Kuds yer almaktadır (Lisânü’l-ʿArab, “ḳds” md.). Şehrin en yaygın adı olan kuds kelimesi Ârâmîce kudşadan gelmektedir ve bu kelime şehri değil mâbedi ifade etmektedir. X. yüzyılın başında Karâî bilginler Kudüs şehrini Beytülmakdis, mâbedin bulunduğu alanı da Kuds diye adlandırmaktaydılar. İbrânîce’nin yerine Ârâmîce’nin geçtiği XI. yüzyıla ait mektuplarda Kudüs şehrine “’İr hakkodeş” deniyordu ki bunu “kutsal şehir” yerine “mâbed şehri” diye tercüme etmek daha doğrudur (EI2 [Fr.], V, 322). Müslümanların kullandığı İliya ismi Romalılar’ın şehre verdikleri Aelia isminin Arapçalaşmış şeklidir. İslâmî kaynaklarda “İliyâ medînetü beyti’l-makdis” şeklinde de geçmekte ve kısaca İliyâ veya Beytülmakdis (Beytülmukaddes) denilmektedir (Yâkūt, IV, 353; V, 193-201; İbn Kesîr, VIII, 373). Aslı Ârâmîce Beth makdeşa, İbrânîce Beth ha-mikdaş olan Beytülmakdis başlangıçta mâbedi ifade ederken zamanla şehrin tamamı için kullanılmış, mâbedin alanı ise “harem” diye adlandırılmıştır.

Kur’an’da Kudüs ismi geçmediği gibi İslâm kaynaklarında bu şehrin adı olarak zikredilen diğer isimlere de rastlanmamaktadır. Ancak müfessirler, Kur’an’daki “el-Mescidü’l-Aksâ” (el-İsrâ 17/1), “mübevvee sıdk” (Yûnus 10/93) ve “el-arzü’l-mukaddese” (el-Mâide 5/21) gibi tabirlerle ya Kudüs’teki Beytülmukaddes’in (Taberî, XV, 16-17) ya da genellikle söz konusu şehrin de içinde bulunduğu Filistin topraklarının kastedildiğini belirtmişlerdir (Fahreddin er-Râzî, XI, 196-197). Öte yandan Elmalılı Muhammed Hamdi âyette geçen el-Mescidü’l-Aksâ’nın Beytülmakdis, mübarek kılındığı haber verilen çevresinden de Kudüs ve civarı olduğunu söylemektedir (Hak Dini, IV, 3144-3145). Mescid-i Aksâ tabiri, İslâm’ın ilk dönemlerinde bazan Kudüs için de kullanılmakla birlikte asırlar boyunca bununla özellikle Harem-i şerif kastedilmiştir (EI2 [Fr.], VI, 695).

Yahudi dinî literatüründen Midraş Tehillim’de Kudüs’ün yetmiş isminden bahsedilmektedir (a.g.e., V, 322; Dictionnaire encyclopedique du Judaïsme, s. 574). Roma İmparatoru Hadrien, Kudüs’ü putperest bir şehir olarak yeniden inşa edince ona Colonia Aelia Capitolina adını vermiştir. Şehre Roma kolonisi olduğu için Colonia, Hadrien şerefine inşa edildiği için onun ilk adı olan Aelius’a nisbetle Aelia ve Jüpiter Capitolin’e ithaf edildiği için de Capitolina denilmiştir.


iSTANBUL ÇIKIŞLI KUDÜS TURU

İstanbul Çıkışlı Kudüs Turlarımız 3 Gece ve 4 Gece Otel seçeneklerine göre değişiyor

Mescid-i Aksa'da Bulunan Osmanlı Eserleri

Mescid-i Aksa'nın Kubbesi

Bu kubbe cami ile birlikte Emeviler tarafından yapılmıştır, şuan Emevilerin eserlerinden Kıble cami ve bu kubbe kalmıştır.

Mescid-i Aksa'nın İmar Heyet Ofisi
Osmanlı yapımı olan bu bina Mescidi Aksanın avlusunda olup Miraç kubbesinin kuzeyindedir. 1700 yılında inşa edilmiştir, Şeyh Halili bu odayı zikir, ibadet, itikâf odası olarak kullanıyordu.
Ervah Kubbesi
Bu kubbe El Ervah mağarasının ve kuzey batıda bulunan kemerin yakınındadır.16. yüzyılda inşa edilmiştir, bu kubbe 8 şeklinde olup üstü geniştir. Kubbet’üs Sahra avlusunun güney batı yönünde bulunmaktadır. Boyunun uzunluğu 12 metre, genişliği 8 metre, derinliği ise 10 metredir.

Tercüme Odası
Bu oda Kubbet’üs Sahra avlusunun kuzey doğu yönünde bulunmaktadır, şuan da tercüme ofisi olarak kullanılmaktadır. Paragraf tercümeleri ve ziyaretçiler için bilgilendirme kitapları tercüme ediliyor. Daha önce bu oda ilim ve ibadetler için tahsis edilmişti. Altındaki oda da daha önce ilim ve ibadetler için kullanılıyordu ancak şimdi güvenlik odası olarak kullanılmaktadır.
Öğretmenlerin Odası
Osmanlı yapımı olan bu oda Kubbet’üs Sahra avlusunun doğu taraflarında bulunmaktadır. Daha önceleri bu ve altındaki oda ibadetler için tahsis edilmiş halve ( inziva )odası olarak kullanılmaktaydı, üst odayı şuan Mescid-i Aksa’nın fıkıh hocaları kullanmaktadır, alttaki oda ise güvenlik odası olarak kullanılıyor.

Yusuf Kubbesi
Osmanlı yapımı olan bu kubbe Kubbet’üs Sahra avlusunda, Nahaviye kubbesinin ve Burhaneddin minberinin aralarında bulunmaktadır. Hacim olarak küçüktür İç taraflarından üstü açıktır, yan taraflarında duvar bulunmayıp sadece güney tarafında duvar bulunmaktadır. Şehrin surlarından büyük bir mermer taşı getirilip kubbenin on tarafına takılmıştır. Bu mermerde motifler, nakışlar ve yazılar mevcuttur mermerde Yusuf İbni Eyyubi, yani Selahaddini Eyyubi’nin ismi yazılıdır.

Elektrik Onarım Odası
Osmanlı binası olan bu oda Kubbet’üs Sahra avlusunun batı yönünde kuzey ve güney Kemerlerine yakındır. Şuan Mescidi Aksanın elektrik onarım odası olarak kullanılmaktadır. Altındaki oda ise elektrik trafo odası olarak kullanılmaktadır. Her ikisi de daha önce halve (inziva) odası olarak kullanılmaktaydı.

Müezzinler Odası
Osmanlı binası olan bu oda Kubbet’üs Sahra avlusunun batı tarafında kuzey ve güney kemerlerine yakındır. Şuan Mescidi Aksanın ezan seslerinin yükseldiği yerdir. Altındaki oda ise sağlık muayene odası olarak kullanılıyor. Her ikisi de daha önce halve (inziva) odası olarak kullanılmaktaydı.

Sedne Odası
Kubbet’üs Sahra‘nın avlusunun batı tarafında olup, ortada bulunan kuzey kemeri civarlarındadır. Osmanlı binasıdır, şuan mescidi aksanın şeflerinin odası olarak kullanılmaktadır. Daha önceden halve (inziva) odası olarak kullanılmaktaydı. Bu odanın altındaki oda ise şuan mescidi aksaya gelen ziyaretçilerin bilet gişesi olarak kullanılmaktadır.

İtfaiye Merkezi
Kubbet’üs Sahra’nın kuzeyinde olup kuzey ve batı kemerleri arasında bulunan geniş bir binadır. Osmanlı döneminde yapılmıştır ve şuan Mescidi Aksanın itfaiye merkezi olarak kullanılmaktadır. Daha önce havle (inziva)odası olarak kullanılmaktaydı alttaki odası ise mescidi aksanın mühendisinin özel odasıdır.

İmar Komisyon Muhasebe Ofisi
Osmanlı yapımı olan bu ofis küçük bir oda olup, Kubbet’üs Sahra’nın avlusunun batı tarafında bulunmaktadır, güney kemerinin kuzey batı taraflarındadır. Şuan mescidi aksanın imar heyeti, muhasebe ofisi olarak kullanmaktadır. Bu odanın altında yine küçük bir oda vardır ve şuan Kudüs şehrinin zekât komisyonunun ikamet yeri olarak kullanılmaktadır. Bu iki odada daha önce halve (inziva) odası olarak kullanılmaktaydı.

Mescid-i Aksa Güvenlik Müdürünün Odası
Kubbet’üs Sahra’nın kuzeyinde, Burak duvarının kuzey batısında bulunan bu ofis küçük bir odadan ibarettir Osmanlı binasıdır. Daha önce havle (inziva) odası olarak kullanılmaktaydı. Fakat şuan mescidi aksanın güvenlik müdürünün ofisi olarak kullanılmaktadır.

Mescid-i Aksa Güvenlik Müdürü Yardımcısının Odası
Bu ofis kâinat odasında bulunmaktadır, Kubbet’üs Sahra avlusunun kuzeyindedir. Batı kemerinin kuzey doğu taraflarındadır. Daha öncelerden Mehmet Ağa halvesi (inziva odası) olarak adlandırılıyordu. 1587 yılların da kaldırıldı, ibadetler için inziva olarak kullanılmıştı. Altında küçük bir oda bulunmaktadır. Şimdi ise Mübarek mescidi Aksanın aydınlatma jeneratörünün odası olarak kullanılmaktadır.

Mağaribe Kapısı Çeşmesi
Bu çeşme Magaribe kapısının doğusunda bulunmaktadır. Osmanlı döneminde inşa edilmiştir ve şuan Mescidi Aksanın müdür yardımcısının ofisi olarak kullanılmaktadır. Bu ofis kâinat odasında bulunmaktadır ve Kubbet’üs Sahra’nın kuzey tarafındadır. Daha önce Mehmet ağa halvesi inziva odası diye adlandırılıyordu.

Kayd Bayd Çeşmesi
Bu çeşme Kayd Bayd namazgâhının kuzey tarafında bulunmaktadır. Kral Kayd Bayd tarafından inşa edilmiştir. Yıkılmış bir çeşmenin yerine inşa edilmiştir. Çeşmenin üzerine nakışlarla kubbeyi inşa edenin adı ve yapılış tarihi yazılmıştır. Çeşme şahane bir yapıya sahip olup renkli taslar ve motifler le süslenmiştir. Filistin’de böyle güzellikte bir çeşme daha yoktur. Şuan çeşme çalışır durumdadır ve aynı zamanda soğutucu bir makineyle suyu soğutmaktadır.

Şalan Çeşmesi Mescidi
Bu Mescid Şalan çeşmesinin yakınında Kubbet’üs Sahra’nın kuzey batısında bulunmaktadır. 1651 yılında sultan 4.Mehmet tarafından inşa edilmiştir. Şuan mihrabsız bir şekilde güvenlik odası olarak kullanılmaktadır.

Bederi Çeşmesi
Bu çeşme bederi namazgâhının kuzey batı tarafında bulunmaktadır. Bu çeşme vali Osman beyin emriyle Kudüs kaymakamı Mustafa ağa gözetiminde Osmanlı sultanı 1. Mahmut tarafından yapılmıştır. Doğu duvarında bir mermer taşı mevcut olup üstünde nakışlar motifler ve şiir beyitleri bulunmaktadır. Çeşme şuan çalışmamaktadır, restoresi vakıflar daire başkanlığı tarafından yapılmıştır.

Asardiye Medresesinin Namazgâhı
Bu namazgâh, Asardiye medresesinin güney doğu tarafındadır. Osmanlıların son zamanlarında inşa edilmiştir.

Peygamber Âşıkları Kubbesi
Bu kubbe 1808 yıllarında Osmanlı padişahlarından sultan 2.Mahmut döneminde inşa edilmiştir. Faysal kapısının güneydoğusunda bulunmaktadır. Kubbeye peygamber âşıkları kubbesi denmesinin sebebi abidlerin, zahitlerin uzun sure bu kubbede ibadet yapmalarından dolayıdır.

Tevbe ve Rahmet Kapıları
Bu iki kapı mescidi aksanın doğu surunda bulunmaktadır. Bu kapılara doğru uzun merdivenler uzanmaktadır. Bunlar büyük ve yüksek binanın içinde bulunuyor. Kapılar şuan kapalı durumdadır. Kapıların Hz. Ömer döneminde, Selahattin Eyyubi döneminde veya Osmanlı döneminde kapatıldığı rivayet edilmektedir. Fakat daha çok Osmanlı zamanında kapatıldığı öne sürülmektedir. Çünkü kapıların kapatılma tarzı Osmanlıya benzemektedir. Kapıların ilk ismi tövbe ve rahmettir, ancak Hıristiyanlar altın kapısı olarak değiştirmişlerdir.

Osmanlı Medresesi
Osmanlı medresesi Eşrefiye medresesinin ve Mathara kapısının arasında bulunmaktadır. 2 kattan oluşmaktadır. Medresenin bir kısmı Mescid-i Aksa’nın dışındadır. Medreseyi Osmanlı ailesinden Mahmut Bey in kızı İsfahan Şah Hatun vakfetmiştir. Medrese Mescid-i Aksa’nın avlusuyla eşit seviyededir.1436 yılında Eşref Baybars döneminden kalmadır. Daha sonra medreseyi Yahudiler zorla ele geçirdiler ve pencerelerini taşlarla kapattılar. O pencereler mescidi aksanın avlusuna bakan taraftadır.